Tarih

Gözpınar köyünün haberleşme merkezine hoşgeldiniz...

 

Anasayfa

Anılar

Tarih

Makaleler

Haberler

Videolar

Fotoğraflar

Soyağaçları

Şiirler

Misafir Defteri


Televizyonlar

Dost Siteler

Gazeteler

Köy siteleri


Hızlı erişim:

Coğrafi Konumu

Maraş'ın Afşin ilçesinin bir köyüdür. İlçenin batısında yer alır. Afşine olan uzaklığı yaklaşık 10 km'dir. Gözpınar batısında bulunan Dırmık dağının eteklerinde kuruludur. Ceyhanın bir kolu olan Göksun suyuna karışan Göçayır deresi Gözpınarın önünden geçer. Dere boyunca verimli sulak arazilere sahiptir köy. Başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan Gözpınar'ın, şimdilerde temel geçim aracı İngiltereden ve Almanyadan gelen dövize bağlı.
Kuzeyinde Teknebaşı dağı ve Nişanıt, doğusunda Birecik, güneyinde Kötüre ve batısında İgdemlige kadar Kıskavak ve Dırmık dağları ile çevrilidir.
Nufusu şimdilerde azalsada 500 kişi dolayındadır. Köken olarak Kürt-Alevidirler. Dini bakımdan tutucu değiller, daha çok Atatürke mal edilen
" Hayatta en hakiki mürşid ilimdir" sözüne rağbet ederler.

basa dön


Daha büyük görüntü

Tarihçe


Gözpınar'ın tarihçesi hakkında yazılı bir belge olmadığı için anlatılanlardan yola çıkarak birşeyler bulmaya çalışacağız.
Yaşlılıların anlatımına göre;  Gözpınar köyünü kuranlar 19.yy'ın ortalarında Malatyanın Kürecik kasabasından önce Kırkısrak'a daha sonrada şimdiki  Gözpınara göç ediyorlar. Şimdiki Gözpınar derken yer olarak tanımlamak içiin kullandık, yoksa bu köyü atalarımız yoktan varetmişler adeta.
Köyü oluşturan iki büyük aşiretten Allo-Kammo kardeşlerin menşeği böyle, diğer  aşiret  Gavro ise yine Malatyanın ikinciler köyündene göçenlerin bir kısmını oluşturuyorlar. Köydeki diğer ufak aşiretler ise Gavrolarına birer alt kümesi gibi. Ayrıntıları bilen arkadaşlar aktardıkça sayfamız da yer alacaktır.
Daha öncesini bilmesekte, 1960-80 ler hakkında birşeyler yazabilirim  sanıyorum;
1960 lara  kadar genellikle köylünün geçim  kaynağı hayvancılıka olduğundan  tipik iç'e kapalı ekonomi hakimdir. Bu yüzden  kendi  yağıyla kavrulmaya çalışan köylü yoksululk  içerisinde yaşamaktadır.. Altmışların sonlarına doğru ülkede gelişen kapitalist ilişkilerle birlikte  sanayileşme yoğunlaşırken, kapalı köy ekonomileride çözulmeye başlar . Bundan  tabiki  Gözpınar da nasibini alacaktır.. Köyden , şehire çalışma  amaçlı ilk göçler bu dönem de başlar. Ülke içi göçün yanında Almanyaya göç de birkaç yıl sonra başlar.
Herşeye rağmen  1980 e kadar köy bütünlüğünü  korur .Köy olma vasfını daha da geliştirir. Öyleki artan nüfusu barındırmak için yoğun  biçimde yeni haneler yapılır. Bu yüzden sık sık  arsa  kavgaları başgösterir. Afşın Termik Santıralı  köye olan ilgiyi daha da artırır. Termikte çalışan  Göezlüler arabalarla işyerlerine gidip geliyor, kazançlarını köye yatırarak köyü geliştiriyorlardı.
Ne zamanki 12 Eylül Askeri  Cuntası göreve geldi , Türkiyenin kaderi gibi Gözpınarın kaderide değişti. Cunta onlarca Gözlüyü  gözaltına  aldi. Onlarcasıda kaçak duruma düştüğü için köyünü  terketmek zorunda kaldı.
Ama asılbüyük darbeyi, Termikte çalışan Kürt kökenlileri işten atarak vurdu. İşsizlik, geleceksizlik ve korku insanları köyünden uzaklaştırdı. İngiltere ve Almanya  yeni başlayan mülteci akının çekim merkezi oldu. Şu anda Gözpınar da yaşayan  Gözlüden  çok Göz'lü Londra da  yaşıyor dersek hiç abartı olmaz.
Yeri gelmişken  üzülerek belirtmeliyim ki , şu anda  Kamolar mezrasında hiçkimse  yaşamıyor.. Köy harabeye dönmüş durumda.
Bildiğim kadarıyla asıl  köyde ise iki  genç  arkadaş inadına köyünü yaşatıyor. Kısaca " Göz'de hala hayat belirtisi var!"
basa dön)

Elli yıl  önce Gözpınar köyünde yaşam 10
Hasan Güvenç (Hasan-i Ali Gure)

Bu günde 50 yıl önce hatırladıklarımdan Ateş Hasan dedenin çocuklarından, Kazım amcanın,  hafızamda iz bırakan anılarını anlatacağım. Ateş Hasan dedenin iki oğlu vardı, birisi Alibek amca biriside Kazım amca. Alibek amca atı çok severdi, öyle atları olurduki kıyıp bakamasın. Tam bir at bakıcısı gibi atlarını tımar eder, onları otlatır, işi atla odunculuk ve kerestecilik yapardı. Hakkına razı, uysal bir insandı. Kazım amca Alibek amcaya benzemezdi. Kazım amca Gözpınar köyünün hemen hemen bütün evlerini (taş evleri) tamamını o yapmıştı. Kendisi taş ustası idi, bizim köyde ondan başka taş ustası yokdu. Aynı zamanda  marangoz ustası idi, yapdığı evlerin kapı pencerelerini el emeği ile yapardı. O zamanlar elektirik yokdu, tamamını yontarak elleriyle yapardı. Tam bir inşaatcı idi.
Bununlada kalmaz köyümüzde ilk ve son bakkalı idi. Köyümüzde ilk bakkal dükanını  evinin odasını  bakkal dükkanı yapmışdı. Bakkal işi göz de yürümedi, eşekle çerçicilik yapardı. Kazım amcanın o kadar marifetleri vardıki anlatmakla bitmez. Kazım amca biraz sert mizaçlı idi, aklına yatmadımı ona kabüllendirmezdin, illa onun aklına yatması gerekirdi.
Ben köyümüzün 50 yıl önce yaşananları, yaşayanları bu 10 sayfalık yazımla herkese anımsatmak ve ondan sonrakilere kim kimdi köyümüzde yaşayanlar köyümüzde ayrılanlar neden ayrıldıklarını gelecek nesillere aktarmak üzere bilgisayarın başına geçerek daha önce hiç bir hazırlık yapmadan peş peşe yazdım.  Eksik veya fazla yazdıklarım olmuştur, tamamen aklımda geçenleri yazdım. Hakkında iyi ve kötü yazdıklarım beni bağışlasınlar. Köyümüzün tarihi ile ilgili bir yazı olmasını isdedim, çünkü biz  atalarımızın malatyada ne için geldiklerini dedemizin orda kimleri vardı. Babam ve dedemi biliyoruz gerisini bilmiyoruz.
Benim bu yazı dizisi umarım ilerdeki yıllarda akrabalarını arayana bir nebze katkısı olur. Yazmayıp unutduklarım  olmuştur onlarda şimdiden özür dilerim. Herkese selamlar...basa dön

Elli yıl  önce Gözpınar köyünde yaşam 9
Hasan i Ali (Gure)

50 yıl önce köyümüzde yaşayan şimdilerde kimsenin tanımadığını tahmin etdiğim, bir aileyi anlatacağım. Eskiler bilir DÖNE karı vardı. kendisinin lakabını kulanmadan edemiyeceğim herkes tanısın diye (FILLE) DERLERDİ. Benim eşimin  anne annesi idi. evleri ali doğan(ali ade)nin evinin arkasıda idi. Döne karının eşinin adı Bayram mış benden önce ölmüş tanımam ama döne karıya yetiştim. Kendisi çok temiz ve titiz bir kadındı  kocası bayram SİVAS dan kırkısırak köyüne gelmiş ordada döne karı ile evlenmiş bizim köye taşınmışlar. Kendisinin 3 oğlu vardı. ALİ(allo) HASAN, HÜSEYİN isminde ben küçükken köyde taşındılar ali maraşa taşındı Hasanda maraşa taşındı Hüseyin ise çobancılık yapıyordu cüce boylu sayılacak ölçülerde kısa birisi idi. Çok güzel kaval çalardı.

Ali doğanıda (ali ade) biraz  anlatayım. Kendisi gevro hasanın en küçük oğlu idi oğlu mehmet (mamuş)benim çocukluk ve gençlik arkadaşım olduğu için kendisini yakınen tanırdım. kendi sülalesinden ayrı bir insandı sanki kendisi ile karadenize bohçacılığa giderdik. kendisinden astım vardı ranpadan yürümeyi hiç sevmezdi döz yolları çok severdi. Hasta olmasına rağmen sıgara içerdi ot atardı kendi deyimi ile başka şeylerde içerdi. son gördüğümde astımı iyice ilerlemişti. Biz karadenize seyar satıcılığa giderken ben orta okul öğrencisi idim. Ali amca ile beraber
köse hüseyin amcanın oğlu imamda bizimle gelirdi. Köse hüseyin amcanın Hüseyin,ALİ,Hasan,ismail,ve imam isminde çocukları vardı imam diğerlerine benzemezdi esmertenli idi. İmam daha sonra maraşa taşındı. Maraş olaylarında kendisini ve eşini hunharca katletdiler. Maraş olayları ve imam aklıma gelince halen içim. kin dolar neiçin yaptılar kim yapdı. uZUN  süre açıklanmadı.taki ecevitin yazılarının içinde çıkan bir belgeye kadar bu belgeyi okumuyanlar olabilr. kısaca açıklayım. Maraş olaylarından 2 gün önce maraşa sivasdada olduğu gibi mili  piyango satıcıları Maraşa geliyorlar ECEVİT'in belgesinde bunlar mitin elamanları imiş o zamanlar mitin içinde türkeş taraftarları bir örgütlenme içine imişler talimatlarıda türkeşden alıyorlarmış maraş olaylarınıda devlet içindeki bu orgütlenmenin eliyle yapıldığını gazetecilere açıkladı. AMa  zavallı imam ile eşinin suçu ne idi amacı çocuklarının karnını doyurmak için kendini parçalayan bir baba ile bir anne idiler bu insanlar ne sağığı bilir nede solu bilirlerdi bir direm ekmek için şura senin bura benim koşar dururlardı. İmam ile eşinin ve maraş olaylarında hayatını yitiren alevilerin önünde saygı ile eğiliyorum. Herkese selamlar.
basa dön

Elli yıl  önce Gözpınar köyünde yaşam 8
 
Gevroların Halille anılaşmak üzere demiştim, yazın tatil sıcaklık derken yazılara ara vermiştim. Herkese
selamlar.

 
Halil amca köyümüzün ileri gelenlerindendi, köyde bir sorun olsa ona mutlaka aks ederdi. Kendisini de bütün sorunlarla ilgili his ederdi. Köyümüz hangi yılda muhtarlık oldu bilmiyorum. Köyümüzün ilk muhtarımı bilmiyorum. Bence köyümüzün ilk muhtarı olabilir çünkü kendisine Halil kahya derlerdi. Halil amca kendini köyün birlik ve beraberliğinde sorunlu his ederdi. Biraz agressif bir yapısı vardı. Tam bir Karanlı idi. Çokda espirili idi, evi köyün çeşmesinin başında idi, suya gelen büyük-küçük herkesle şakalaşıdı.  Halil amcanın  en büyük oğlu Rıza, Hüseyin, Hasan, Mustafa ismide 4 oğlu var. Şimdi bildiğim kadarı ile hepisi dışarıda yaşamakdalar. Yalınız Hüseyini genç yaşda kayıp etdik. Kendisi Hollanda da yaşıyordu. Benden yaşca büyükdü ama son zamanlarda köyde 2 defa karşılaştık Hanımı Saray ablanın yaptığı kekleri kendi bahçesinde çayla yerken, ülkenin gündemini ve siyasi yapısı üzerine uzun uzun konuştuk tartışdık. Hiç okul yüzü görmemiş birisinin bu kadar aydın olması, meseleleri doğru tahlil etmesi beni hayrete düşürmüştü. Ömrü  yetseydi Ereğliye gelecekdi. Tatilinin bir kısmını beraber geçirecekdik. BOLU ya kaplıcaya gidecekdik. Karadenizin balıklarından kendisine ikram edecekdim.
olmadı. ÖLÜMÜNE çok üzüldüm.
 
Gevroların Kazım amcanın  Hüseyin, Ali, Rahim, Mustafa, Nesimi ve Dado  isminde 6 oğlu var. Nesimi ile Rahimin dışındakiler yurt dışında yaşıyorlar. Rahim köyü çok seviyor, her köye gitdiğimizde kendisi ile uzun uzun sohpet ederiz. Nesimi polislik yapıyor. Emekli oldumu bilmiyorum. Nesimi benim yaşıdım idi dolayısı ile çocukluğumuz beraber geçti. Kazım amcanın çocukları o zamanlar buyükleri genellikle çukur ovaya gider çalışırlardı. Nüfusları kalabalık bir aile idi, şimdi Mustafa'nın evini yapdığı yerde Kazım amcanın evi vardı, evin girişinde bir hol hemen sağında çok güzel bir odası vardı. Ben o oda ya bayılırdım. Şimdiki okulun olduğu yer bahçelikdi, dut ağaçları vardı. Birde suyun şırltısı , o odada uyumak Fatma teyzenin övgülerini dinlemek büyük bir yaşam biçimi olsa gerekdiğini, hiç bir şeyle değiştirilemiyeceğini düşünüyorum.
basa dön

Denizden, "Elli yıl önce Gözpınar köyünde Yaşam" yazısına Katkı

50 yıl önce Gözpınar yazısında Gözlülerin gittiği yaylaların ismi sadece kırkpınar olarak verilmiş .Bu bilgi biraz eksik kalmış. Gözlülerin, kötüreliler. ağcaşarlılar, İğdemlikliler Ve Kepezlilerin beraber komşu ( Yayladaki komşuya keşik denirdi) olarak gittikleri yaylalara Genel olarak Binboğa yaylaları denirdi. Binboğa yaylalarının içerisinde Gözlülerin yoğun olarak gittiği yaylaların isimleri şöyle: Kırkpınar, Sarpça, Göcendaşı, Çevirme Ve Yazyurdu dedikleri Çorçot.
Kırkpınar ilkyazın çok soğuk olurdu. Kırkpınara gidecekler önce yaz yurdu Çotrçorta gider bir ay kadar kalır sonra kırkpınara gidilirdi. Koyunlar göç gitmeden bir hafta önce yola çıkardı.

Elli yıl  önce Gözpınar köyünde yaşam 7

50 yıl önce Gözpınarda, 4 mevsim etkinlikler olurdu. Kışın, 15 ocakda kış yarısı yapılırdı. Köyün gençlerinden biri noel baba kılığına girer diğer gençlerde tetbili kıyafet yaparak ev ev dolaşır, tere yağı ve un toplarlardı.  Topladıklarını, bir eve götürüp o evde könbe (börek) yapar herkes yerdi. Kışın yarı olmasını kutlarlardı. Kış köyümüz için bir felaketdi. Yiyecek biter meyve olmaz, sebze hiç olmazdı. Bulgurla una talim. Satıcı şerifde kışın gelmezdi dolayısı ile biskivi gofletde olmazdı. Sabun detarjan yoktu, meşe külü ile çamaşırları yıkarlardı. Dolayısıyla herkesde bit olurdu.

Malatyada dedeler gelirdi. Gevro Hasan dedenin evinde toplanır. Dedelerin vekili mamolarda Zeynel amca idi. Bir yıl içinde köyde olan bitenler küslükler dargınlıklar masaya yatırılır, dede herkesin suçuna göre ceza verirdi. Dedeler saz çalar değiş söylerlerdi. Gelen dedeler doğan dedelerdi. Nesimi dede, doğan dede, cafer dede hatırladıklarım. Yanılmıyorsam. CEM VAKFIN Başkanı izzetin doğanlar yada onların sülalesinden idiler dedelerimiz. Sonraları saygı  görmez oldular. Gelmediler. Dedeler hasta olana dua okurdu inanca göre iyleşirdi .

Kışın birde av partileri düzenlenirdi, keklik avı yapılırdı. Karda ıslanan keklikler bir iki uçuşdan sonra elle yakalanırdı. Akşamada könbesi yapılırdı . ilkbahar gelince herkesde bir mutluluk, karlar erir koyunlar kuzularlardı. Herkes tarlalarda yemlik toplar. kış boyu yeşillik görmeyen yemlik kenger toplardı. birde kızılcıklılar çiriş getirir satarlardı.herkes alır saçdan gözleme yapardı.

Mayıs başında yaylalara göç başlardı.Yaylalarımız: göcen taşı, çevirme,kırkpınar idi. Yaz boyu sürüler yaylada kalırdı. Yazın ortasına doğru kuzu kırkımı olurdu. Malı çok olan kuzu keser yemek yapar. Kırkımcılara yemek verilirdi. Bir bayram havası yaşanırdı. Peşine erkek kuzular satılır, herkes biraz paralanırdı. Köyde kalanlarda buğdayını fasulyesini mısırını eker biçerdi. Yazın köyde herkes evinin üzerinde yatarlardı. Akşamları damdan dama sohpetler olurdu. sonbahar gelince herkes kış hazırlığına başlardı. Harmanlar kaldırıldı Hasat şenlikleri yapılırdı. Sürüler yaylada iner koç katımı törenleri yapılırdı. bu törenlerde çobanlar devir teslim yaparlardı. sürü çobanları koç katımında koç katımına çoban dururdu. Koçları boyar sürüye salarlardı. Yemek felan yaparlardı. Büyük bir şenlik düzenlenirdi. bizim köyümuz pek bayram bilezlerdi. Biraz ataistlerdi. Ama kötüreliler çok inaçlı idiler sonbaharda ESHABI keyfe gider kurban keserlerdi.  Herkese selamlar.basa dön

Elli yıl  önce Gözpınar köyünde yaşam 6

Bayro mehmetden kalmıştık. Bayro mehmet bayrolarda Akcadağdan göçüp gözpınara gelmişler.Bayro mehmetin evi şimdiki şokonun evinin arkasında evi vardı.
Kışın köyün erkekleri onun evinin önünde akşama kadar kötüre tarafına bakar güneşlenirlerdi. evi güneye baktığı için güneş kışın ısıtırdı. Bayroların mehmedin 3 oğlu vardı. cemal,hüseyin,haydar. cemal bizim o yörenin kap kaçcısı idi. milletin silahını alır götürür ucuza satar.parasını ödemezdi.Bir anısını anlatayim.Birgün maraşa gider afşine dönecek parasıyok gider bir kamyon kiralar kamyoncuya der benim  afşinde bir sürü kuzum var onları alıp maraşa getireceğim. kamyonun kirasını anlaşırlar kamyonla çardağa kadar gelir kamyoncuya kuzular şu çamlıkda ben alıp geleyi der. çamlığa dalar kaçar kamyoncu bekle allah bekle negelen ne giden.Bu binde biri hikayelerinin daha sora yaylada sol göğsünde silahla vuruldu kim ne için vurdu söylemedi kolu sakat kaldı şimdi kötürede yaşıyor. mehmet amca gavroların rızanın kızı canne ile evli idi birgün oğlu haydar doğar mehmet amca kızılcık suyuna gider oranın zengini haydar ağaya der bir oğlum oldu adını senin adını koydum. Haydar ağa sevinir buna bir koç ve 10 katır yükü odun verir. peşine nışanıta gider nışanıt  köyöde sürü sahibi haydara der bir oğlum oldu adını koydum. haydar ağa sevinir hanım der mehmede pekmez çökelek peynir ver mehmet yükünü tutar dahasonra acaşarda haydar amcaya gider onada aynısını söyler ordada aynı kiymet aynı saygıyı görür bütün çevrede ne kadar zengin adı haydar varsa hepisinde aynı numarayı yapar.Bu hikayeyi gevroların halil amcadan dinlemiştim. bayro mehmetde yine köyde gevroların halil ile bir münakaşaları oldu kötüreye taşındı köyü terk etdi. kardeşinin çocukları iskil vardı iskilin at sevdası vardı atları çok severdi.bayro vardı bayronun evi mustava cepenin evinin olduğu yerde idi.Bayro çok çalışkan bir kişi idi 24 saat ona az gelirdi gece gündüz çalışırdı.bayrolar bizim köyde yaşamalarına rağmen hep türkce konuşurlardı ana dilleri türkce idi bayro köyde herkese yardım ederdi. hanımı fadime vardı bir düğün olsa bir bayram olsa biri hasta olsa fadime onun yanında iddi azize terasa gibi bir kadındı birgün doğum yaptı kendi kendine doğumda öldü. bayro sonra yeniden evlendi. daha sonra kalp kırizinde öldü. çok iyi bir insandı. daha sonra gevroların halille anılaşmak üzere herkese selamlar.

basa dön

Elli Yıl önce Köy 5
Hasan i Ali (Gure)

Hasan Cepe köyde bizim evin hemen yanında evi vardı, zavalı gariban bir insandı. Geçimini çobancılıkla sağlardı. Hanımı yanlış hatırlamıyorsam adı Gülüstandı, Anadoluda yaşayan kadınların  ortak kaderi gibi sanırsam doğumda öldü. Çocukları küçüktü, ortada kaldılar. Sonra tekrar evlendi. Daha sonra verem hastalığına yakalndı, iyi tedavi olmadığından öldü. Çocukları ortada kaldı. Şimdi nerdeler bilmiyorum.

Kardeşi Hüseyin Cepe, oda geçimini çobancılıkla sağlardı. O zamanlar ya koyunların var yada başkasına çoban dururdun. Çobancılık deyince o zamanlar büyükler koyun otlatırdı, biz küçüklerde kuzularını otlatırdık.

Gevroların Kazım amcanın Fato isminde kızı vardı, beraber kuzu otlatırdık. Birgün Dırmıkda kuzu otlatırken, evlerimizin hemen yukarısında bir kayanın üstüne oturduk, ancak bir keklik kayanın altında "pırrrrr" diye uçtu. Eğildik baktık ki, 12 adet keklik yumurtası. 6 adedini Fato aldı, 6 adedinide ben. Eve götürdük, halen o yumurtalara acıyorum. Almasa idik herbiri bir keklik olurdu, o zamanlar hertarafdan yaban hayvanları vardı. Hatda akkaya yaylasından geyik bile vardı o zamanlar, ama teknoloji ve kapitalizim o doğa değerlerini yok etdiler. Şimdi Afşin de üzüm bile yetişmez oldu.

Bu kardeşler Lurto Hasanın amca çocukları idi. Akcadağda gelmişlerdi. Lurto Hasan köyün girişinde evi vardı. O ğulları Ali, Hüseyin, Haydar ve Kalender di. Kalender'ın bir ayağı sakatdı. O zamanlar köyün gençlerini başına toplardı. Gençlik lideri idi.  Köyümüzde her geri kalmış feodal yapıda olduğu gibi kabilecilik vardı. Belli başlı kabileler, sağ olsun Zülfikar hoca anlatmış ama bu kabilelerin içinde en önemlileri KARANLAR la ALOLARDI. Karanlarla Alolar sanki İsrail ile Filistinlilr gibi  her an savaş halinde idiler. Köy kurulalı 150 yıl olmuş yaklaşık Halen ne karanlar ne de alolar birbirine hiç ama hiç kız alıp vermediler.

Düşünüyorumda hiçmi bir kız bir oğlanı sevmedi. Demekki,gençler ve çocuklarda dahil bir birine düşman yetişmişler. Sık sık afrikadaki kabileler gibi silahlı çatışmada dahil kavgalar olurdu. Tabiki şu anki gençler biliçli, böyle bir şey olduğunu sanmıyorum. Ama merak ediyorum. Kabileler arasında bir evlik oldumu   merak ediyorum. Lurto Hasan şimdi Şuko'nun evinin olduğu yerde evi vardı. Yine sebebsiz bir olay yüzünde Karolalar kabilesi ile kavga etdiler. Bunlarda köyümüzde göçtüler bir dahada köye dönmediler. Daha sonra Bayro Mehmet den  başlamak dileği ile...basa dön

Elli yıl önce Gözpınar yazısına Katkı 2
(Abidin )

Sevgili  Hasan Güvenç, Yazılarını dikkatle okuyorum, çok güzel yazıyorsun. Ancak kronoloji-yani tarih-sıralamasında bence daha düzenli olabilse, ben derim ki senin yazıların Gözpınar konusunda çok ileriki zamanlarda da zevkle okunabilir. Demem o ki, biraz doğaçlama ve doğrudan bilgisayara aktarıyorsun herhalde. Ancak inan ki çok mutlu oluyorum onları okuyunca. Kötüre!lilerin dediği gibi "Allanı seversen devam et.." benim söylediklerim detay sadece.

Bu arada Alibek Emmim için diyorsun ya"Ölürsem radyomu da yanıma koyun !" demiş diye. Ben ölmeden önce "Çok ağır hasta" diye haber geldiğinde, İstanbul'a ziyaretine gitmiştim. Sabah erken Hüseyin'in evinde doktorlar ümidi kestiği için ağır hasta yatıyordu. Ben vardığımda epeyce laf attım, "Şunu şunu şunu yaptın,din bilmedin, iman bilmedin, şimdi gidiyorsun nasıl hesap verecen!!" şeklinde espriler yaptım, kalkıp dikildi, sanki hiç hasta değilmiş gibi. Hatta  mezarını daha hayattayken bizim evlerin karşısına kazımış ya, ölünce köyde kimse olmaz da mezarı kazınamaz diye, ben dedim ki "orası ortak malımız" sana orayı veremem dedim de adamcağız takati bitmiş bir halde gözüme bakıp sanki "Evet , ama bende öyle yaşadım işte.." der gibi sözlerle öyle bir canlandı ki, Hasan ve diğer çocuklar "Ya doktorlar ümit yok dediler, adam seni görünce canlandı" dediler. Bense bunun  annemde yaşadığımız bir durum olduğu için, geçici bir durum olduğunu belirtip, adamcağızı bir an önce köye götürmelerini istedim. Nitekim birkaç gün sonra yaşama gözlerini yumdu. Gömülürken mezarına tam da istediği gibi "Yabası, el feneri, radyosu" ve de yedek pilleri bile konuldu.. Baş'da kendisinin istediği gibi kıbleye doğru değil tam tersi ,yaşamı boyunca  her şeyde olduğu gibi "aykırı" idi ve "aykırı" gömdük. Yani demem o ki senin dediğin gibi,tam da öyle oldu işte!basa dön

Elli yıl  önce Gözpınar köyünde yaşam 4
Hasan i Ali (Gure)

İmami hoca derlerdi imam köyün uyanıklarıdandı  Demokırat parti zamanında l950  li yıllarda köyde muhtarlık yapıyordu.Kendisi demokırat partili idi. İMAM Amcası Hüseyin ölünce amcasının hanımı aşe ile evlenir amcasının iki oğlu vardı biri ali aşe biride dado idi . Bu çocuklar imamla beraber yaşıyorlardı. Yanılmıyorsam Dado gevroların halilin kızını kaçırdı. Bundan dolayi Halil amca ile büyük bir kavga etdiler  aslında kendileri amca çocukları idi. Kaçırdığı kızın ismini hatırlamıyom. Ölmüş olması lazım ki dado daha sonra evlendi. Bu kavgada Halil amcanın oğlu rahmetli Hüseyin dado  ile ali aşeyi bıçakladı. Bunun üzerine imam babası rıza babamın
Müsaibi idi. Evleri bizim evin yukarısında idi. Güvercin beslerdi ondan sonra köyde güvercin besleyen olmadı. Kavgadan sonra her şeyini bırakarak Maraşa taşındı.
Yörük selim mahalesinde oturdu uzun süre köye gelmedi. Sonra oğlu hüseyine ablam safiyei aldı gözpınarlıları sevmezdi. Hele öğrencileri hiç sevmezdi.

Bu arada bir Anımı anlatayım. Kamolarda hatce coşkunun oğlu [Mehmet coşkunun] oğlu ALİ  ALİADENEN oğlu Mehmet[mamuş] biz Maraş da lisede okuyoruz. Annelerimiz kışın
Yemek üzere bize çökelek tere yağı gönderirlerdi, o zaman buz dolabı yoktu. Alinin annesinin yağına ve çökeleğine bir şey olmazdı. Temiz bir kadındı. Annemin çökeleği
Gurbete dayanmazdı göksünü geçince kokmaya başlardı, maraşa gidince kurtlanırdı. imam amcada maraşda küçük bir bakkalı vardı. Annemin kurtlanmış çökeleğini
Ne yapalım derken  Mehmet , ali,ben,gece götürüp imamın bakkalına astık. İmam sabahleyin bakkala gelir kokmuş çökeleği alır temizler buzdolabına kor.ali bakkala
Kahvaltılık almaya gider aliye bin boğadan bir deri tulum peyniri geldiğini söyler annemin kokmuş çökeleği tulum peyniri olarak ali ye satar. Öyle bir insandı.bir oğlu var

Hüseyin. Daha sonra köydeki yerlerini satdı.   Herkese selamlar birdahaki yazımda tılis hasan ve hüseyinde başlamak dileği ile... basa dön

 

Yemeklerimiz
Hasan i Ali (Gure)

 Köyümüzün bazı değerleri sonraki nesillere taşınsın diye, 50 yıl önce köyümüzde pişirilen yemekleri sayayım dedim. Yapılışını bilmiyorum. Bilen anlatır.  Hemen hemen bütün evlerde aynı yemekler pişerdi.
 
SABAH KAHVALTISI.
 
1-Tarhana çorbası
2-Sütlü çorba [Tanaşir]
3-Yeşil mercimek çorbası
 
ÖĞLEN VEYA AKŞAM.
 
1-Tere yağlı bulgur pilavı.
2-Tavaaşı
3-İçli köfte etli
4-İçli köfte patatesli
5-Kulor etli [kömbe]
6-Kulor patatesli
7-Külenbe külenbenin üstüne yoğurt ve tereyağı konursa Babuko olurdu
8-Et, et yoksa patates yani
9-Lahana sarması
10-Palur
11-Hatize
12-Kuru dut kavurması
13-Kaysı kavurması
14-Yazın taze Fasulye
15-Kenger pilavı
16-Çiriş boranive böreği
17-Hoşaf
18-Toğa [yayla çorbası]
19-Lozuk etli veya yoğurtlu
 
bunların yanına pekmez veya turşu,birde çoluk çoluk için yağsız tulum peyniridır. yazın salata,ayran basa dön

 


Elli yıl  önce Gözpınar köyünde yaşam 3
Hasan i Ali (Gure)

Kamolardan başlamıştım. Kamolardan Küllo dede vardı, pek hatırlamıyom kendisini İmam dedenin kardeşi olmalı. Kulo dedenin oğulları Hüseyin amca, Hadiye teyze ile evli idi. Hadiye teyze kötüreli iri yarı boylu boslu bir Osmanlı kadını idi.  Kötüreli olması dolayisi ile Kötüreliler büyüklerine çok saygılı idiler. Hadiye teyzede öyle idi. Ama kendisi gibi Kötüreli olan Hacce teyze ile pek geçinemezledi. Hüseyin amca köyümüzün ilk eğitmenlerinden, okuma yazmayı nerden öğrendiğini bilmiyorum. O zamanlar köyde okuma yazma bilen yokmuş, Hüseyin amcadan başka. Hüseyin amcada küyümüzün gençlerine okuma yazmayı öğretmiş. Kendisi, o yaşda devrimciliğe inanmış sol görüşlü bir amca idi. Hüseyin amcanın afına sığınarak sanki biraz Hadiye teyzenin gölgesinde kalmıştı. Hadiye teyze, şimdi çayır olan Gözali Körmanın karşısıda tarlası vardı, salatalık ekerdi, bizde salatalıklarını hep çalar yerdik. Hüseyin amcanın kardeşi Alibek amca vardı. Alibek amca doğuşdan devrimci bir insandı. Küçük bir radyosu varmış. Hep o zaman sosyalist olan ülkelerin türkce yayınlarını  radyoda dinlermiş, ben ölürsem derdi,benim yönümü rusyaya çevirin. öyle gömün derdi. Sakın kıpleye çevirmeyin derdi, radyomuda mezarıma koyun derdi. Cenazesinde ben yoktum, bilmem ne oldu. Kardeşleri Ali amca vardı Zöhre ile evli idi. Koyunculuğu çok severdi, yaylayı çok severdi. Üzücü şeyler oldu, bir oğlu vuruldu hiç yere. Kendileri trafik kazası geçirdi. Başlarından acı olaylar geçdi. Kamolar doğa harikası bir yer, halende öyle. O zamanlar, herkes yazın yaylaya gider, koyunlar ile çocukları yaylada olurdu. Bir kısmıda köyde kalır buğayını, nohudunu biçer, harmana taşırdı. Eskide, köyde haşhaş ekilirdi. Tahminimce devlet ekdirirdi, tarlalar haşhaş çiçekleri ile süslenirdi. Yazın herkes dut kuruturdu, kışın yemek için. Birde, dutları kaynatır bekmez yaparlardı. Ağustosdan harman sürelerdi, peşine herkes bulgur kaynatırdı. Üzüm bağı olan üzüm kurutur olmayan nışanıt köyünde bağ kiralardı. Üzüm  pekmezi yapardı. Sonbaharda herkes oduna giderdi. K ışın yakmak için, fazla gelenide Afşinde satarlardı.
1950 ile 1960 arası köyümüz Demokırat Partiye oy verirmiş. Köyümüze okul 1960 yılında açıldı.  Ondan önce Kötüre köyüne okula giderdik. O yıllarda köyün muhtarı Gevro Rızanın oğlu İmam idi. Daha sonra, İmamdan başlamak üzere herkese selamlar.

*Abidin uyarın için teşekürler. Zaten yazacaktım. selamlar*basa dön


"Elli Yıl Önce Köy" Yazısına Katkı
Abidin

Değerli arkadaşımız Hasan Güvenç köyü köy yapan, şimdi hayatta olmayan ilk yerleşimcilerden dedem Küllo'nun adını yazmamış, onu ekleyeyim dedim. Küllo hakikaten zamanında Kötüre'deki ve Kızılcık'taki fakir fukarayı çok destekleyen bir koyun sahibi imiş. Afşin ve çevresinde Küllo'yu tanımayan hemen hemen yoktur. Ancak zamanla eşini kaybedip ikinci eşiyle evlenince eski hali unutulmuş, ben daha 5 yaşındayken vefat etmiş. Belki Hasan'ında küçük olduğu zamanlardı, bu nedenle anımsayamamıştır. Örneğin bizim aileyi daha çok Küllo'nun torunları veya Hadiye'nin çocukları diye  iyi tanırlar.

Gözpınar'ın durumu hepimizi kahrediyor, ama Kamolar daha bir terkedilmişlik yaşıyor. Daha sonra bu konuda yazmaya çalışırım, ancak oralara gidenlerin nostalji-yani eskiyi anmaktan başka yapacakları birşeyler olmalı, yoksa bir süre sonra belki bizi de oralara bırakmayacaklar, çünkü Aziz'in bir gün bizim bahçelere gittiğinde gördüğünü ve yaşadıklarını bizde yaşarız. Aziz'in Hikayesi: Geçen yıl Aziz Kamolara gidiyor, ne görsün bir adam kasalara meyveleri doldurmuş, pikniğini yapıyor, müziğini dinliyor. Aziz, kardeşim sen kimsin, burada ne yapıyorsun diye sormuş. Adam, sana ne, ben Afşin'den geliyorum, burada piknik yapıp meyvelerimi topluyorum, esas sen kimsin diye çok kaba bir şekilde cevap vermiş..... Demek istediğim, bir gün oraya giden herhangi bir köylümüz de bu sorularla ve davranışla karşılaşmak istemiyorsa bir tedbir almak gerek basa dön


Elli yıl  önce Gözpınar köyünde yaşam 2
Hasan i Ali (Gure)

Okula gidenler okul bitiminde yıllıklar yayınlarlar. Yıllıkda her öğrenci için diğer arkadaşları ve öğretmenleri o kişi hakında düşüncelerini yazar. Bende köyümde 50 yıl önceki düşüncelerimi yazıyorum. Gelecek nesillere bilgi olsun diye. Kişilerde bahis ederken lakaplar ile anacağım, espirilerinde anlatacağım. Herkesin afına sığınarak, kişileri kabile kabile anlatacağım. Çok sevdiğim Kamoların İmamdan bahis edeceğim. İmam amca, uzun sakalı iri yarı bir dede idi. O zamanlar, bizim o yörede şıhlık diye bir düşünce yapısı benimsnmişti. Bu da rivayete göre, Hacıbektaş ve Şıh Bedretti'nin düşünce yapısı idi. Bu düşüncede, yarin dudağından başka her şey ortaktı. Bu düşünceye, iki kişi ile başlanır [müsahip] olunur. Bunlar kardeş gibi bir araya gelir  malını mülkünü birleştirir. Hatda ayını evde yaşarlardı. Bizim yörede bu düşünceyi benimsemiş kişiler İmam amca müsayibini bilmiorum, Guro Ali müsayibi gavroların Rıza, gavro Hasanın kardeşi idi. Bu iki insan hatırlıyorum. Herşeyleri ortaktı, tarlaları malı mülkü hatda aynı evde yaşıyorlardı. Karaca, müsayibi Hamdullah'ın dedesi idi. Serkizçaylı yanılmıyorsam, ismi Kino idi. Bu kardeşliği benimsemiş insanları diğerleri hor görürdü. Onlar hakkında dedi kodu üretirlerdi. Büyük bir inaçla kurulan şıhlık, dünyada kurulmasını arzu etdiğimiz Sosyalist yaşamın ayle yaşamı idi. İmam amcada bu şıhlardan biri idi. Koyunları vardı, yaylayı çok severdi. Hasan ve Mehmet isminde iki oğlu vardı. Hasan amca da çok güzel sesi vardı. Sayılan sevilen şıhlığı seven birisi idi. Çocuklarından Rıza benim yakın çocukluk arkadaşımdı. Maraş da beraber liseye giderdik. Sonra aynı devrimcili düşünce yapısını benimsedik. Beraber düşüncelerimizi yaymaya çalışmıştık. Sonra Rıza hapis  yatdı, şu anda ingiltereden yaşıyor. İkimizde kızlarımızın adını mahir çayanın eşinin adını gültenin adını verdik. Oğlumun adıda Mahir Çayan ın adı Mahir. Hasan amcanın 135 lik fergison bir tıraktörü vardı, o zamanlar kimsede traktör yokdu. Hasan amca köyün bütün işlerini traktörle yapardı. İlk eşi öldü, ondan sonra yeniden evlendi. Sonra kendiside öldü, çok sıgara içerdi. İmam amcanın öbür oğlu Mehmet amca, Haçce isminde eşi vardı çok temiz bir kadındı. Oğlu Ali ile beraber lisede okuduk. Ali daha sonra eğitim enüstüsünü bitirdi, bende ticaret turuzim yüksek öğretmen okulunu bitirdim. Ali mesleğini yapdı, bense muhasebeciliği tercih eddim. Mehmet amcanın her zaman bir katırı olurdu, oduna ve yaylaya bu katırla giderdi. Birisine kızarsa ona katır derdi, katırlarının adı hep Omardı. Omar derse katırı akla gelirdi.

Nasır teşekür ederim. Geçen yıl, Derya ile köyde görüştük. Derya yı düşünceleriden dolayı küçüklükde beri çok severdim. Daha sonra yazmak dileği ile basa dön

Elli yıl  önce Gözpınar köyünde yaşam.
Hasan i Ali (Gure)

50 yıl önce köyümüze yol yoktu. Kötüreden Bektaş kahyaların evinin önünde bir yol su boyu yukarı çıkardı. Köye gelirken değirmenci kutuk Mehmet amcaya uğrarlardı, kendisine çok takılırlardı.
Köyümüzün büyükleri vardı.Gevro Hasan köyün ileri geleni idi. Çevreden sayılan birisiydi köye gelen misafirler ona misafir olurdu. Köse Hüseyin amca vardı. Onu hasta yatağıda iken hatırlıyom. Eşi gevro Hasanın kız kardeşi idi şişman osmanlı bir kadındı. Mate Xacık derlerdi. Ataş Hasan amca vardı. Sakalı bastonlu bir dede idi. Çok sinirli idi herkese kızardı.Tütünü pek olmazdı. Kav çakmaktaşı ile sıgarasını yakardı. Kazım amca vardı gevro Hasanın kardeşi idi, yumşak huylu hakkına razı bir  insandı. Hanımı Fatma teyzede iyi bir insandı, annemin arkadaşı idi, dedi-koduları beraber yaparlardı. Lurto Hasan amca vardı. Sanatkardı,ağaç işlerinden anlardı. Kadınlardan çok hoşlanırdı. Yada dedi- kodusunu yaparlardı. Hıdo amca vardı, Kıtdinin babası hıdo amca, yarı felçli idi. Titriyerek yürürdü. Hüseyin alıkan vardı. Bildim bileli koyun otlatırdı. Babam guro ali de ömür boyu çobancılık yapardı.  İmami kamıke vardı misafir perver bir insandı. Hanımı Fatoda öyle idi. Biz küçükken kış yarı toplardık en çok tereyağını o verirdi. Onun için fato ebeyi çok severdik.
Birinci kuşağı böyle yazdıkdan sonra ikici kuşaği sonra yazacağım. O zaman köy çok güzeldi. Kimsenin kimseden üstün tarafı yoktu. Herkesin bir iki ineği, birazda koyunu vardı. Koyunu çok olanlar bu mevsimde kırkpınar yaylasına göçerlerdi, yaz boyunca orda kalırlardı. Köyde kalanlarsa az çok tarlalarına buğday,arpa nohut mercimek ekerlerdi.  Köyün karşısında hemen hemen herkesin bahçesi vardı. Sabah tarlaya gidilir öğlen bu bahçeden dut kiraz kaysı yenirdi. Serinlikden tekrar tarlalarda çalışmaya gidilirdi.sonra o bahçeler ne olduda, kesdiler bilmiyorum. O meyve ağaçlarının hepisini kestiler. Köyde okul yokdu şu anda okul olan yerde dut ağaçları ile elma ağaçları vardı.Leylekler ilkbaharda gelir ordaki söğüt ağacına yuva yapardı. Köylümüz oraya oturur, senaryosunu kendilerinin yazdığı, konusu ya Kötüreliler yada Nışanıtlılar olan tiyatro oynatırlardı. O tiyatroda herkes rol alırdı, baş oyuncu kamo idi. Herkes o kadar mutlu idiki, sanki anti deprasyon hastahanesi idi .  Daha sonra yazmak dileği ile hoşcakalın. basa dön

 
 
 
 

| Copyright © 2008 | iletişim: gozpinar.net |